Muğla’nın Seydikemer İlçesi’nin yaklaşık 15 km güney doğusundaki Yaka Köyü sınırları içerisinde kalan Tlos Antik Kenti, Ksanthos Vadisi’nde 
bulunan önemli Likya kentlerinden biri. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Tlos Antik Kenti, Girmeler Höyük Yerleşimi ve Tavabaşı Mağarası buluntuları 
bu bölgede yaşayan insanların tarihini şimdilik günümüzden 11 bin yıl öncesine kadar götürüyor.

Tlos Antik Kenti’nin  Akropol alanında bulunan Kronos Tapınağı bu kentin önemini gösteriyor. Kronos Tapınağı, tanrıların tanrısı olarak bilinen gök tanrısı Kronos’a adanmış. Ayrıca Anadolu’da Kronos’a adanan başka bir tapınak bulunmuyor. Tlos’un ayakta kalan en önemli yapıları tiyatro ve stadyumu, büyük ve küçük hamamı, Nekropol alanını gezin.
Kanatlı at Pegasus ile kahramanı Bellerophontes’in yaşadığı yer olarak bilinen Tlos’taki kaya mezarları, klasik Likya mezar mimarisinin nadide örneklerini barındırıyor. Bellerophontes ile Pegasus’un, üç başlı canavar Chimera ile savaşırken resmedildiği Bellerephontes’e ait mezar anıtı oldukça etkileyici. Tlos Kalesine çıkarken yamaçtaki kayalarda yer alan tapınak mezarlarında görebilirsiniz.

Mitolojiye göre Tanrıça Athena, kanatlı at Pegasus’u, ağzından ateş püsküren canavarla savaşmaya giden Bellerofon adlı yiğit gence vermiş. Bellerofon, Pegasus sayesinde canavarın alevlerinin erişmeyeceği yüksekliklere çıkıp oklarıyla onu öldürmeyi başarmış. Bu başarısının ardından Likya Kralı’nın kızı ile evlenmiş, tahtın varisi olmuş. Yiğit Bellerofon’un uzun yıllar mutlu yaşadığı kent işte Tlos. Zamanla başarılarıyla kibre kapılan Bellerofon, tanrıların öfkesini çeker.

Hatta kibrinin sonucu olarak bir gün Pegasus’a binerek Olympos’a çıkmayı bile dener. Zeus’un gazabına uğrar ve Bellerophontes’in bindiği Pegasus’a bir at sineği musallat eder. Atın kuyruğunun altına yerleşen bu sinek atı ısırır ısırmaz at Bellerophontes’i üzerinden atar. Gözden kaybolana dek yukarıya çıkmış olan Bellerophontes büyük bir hızla yere düşer. Bir zamanlar düşmanlarının korkulu rüyası olmuş kahraman hayatının sonuna dek tanrılar tarafından lanetmiş sakat ve kör birisi olarak yaşar.


Likya‘nın en eski yerleşim alanlarından biri olan Tlos Antik Kenti, MÖ 14. yüzyıl Hitit belgelerinde Dlawa, Likya yazıtlarında ise Tlawa olarak geçiyor. Yunan mitoslarına göre Tlos Antik Kenti’nin adı, Tremilus ile Praksidike’nin dört oğlundan biri olan Tloos’dan geliyor.

Diğer Likya şehirleri gibi uzun süre Pers egemenliği altında kalan Tlos Antik Kenti, MÖ 5. ve 4. yüzyıllarda parlak bir Klasik Çağ yaşayan kent, MÖ 333’te Büyük İskender’in Anadolu’ya gelişiyle yine tüm Likya ile birlikte Makedon Krallığı kontrolüne geçti.

Xanthos, Patara, Pinara, Olympos ve Myra gibi birliğin 3 oy hakkına sahip en büyük 6 şehrinden biri olan Tlos, MS. 43’te Roma İmparatoru Claudius Likya Bölgesi’ni bir Roma eyaletine dönüştürmesine dek bu görevine devam etti. Claudius döneminde de birlik içindeki önemini koruyan ve Metropolis unvanını taşımaya devam eden Tlos,
 Hristiyanlık Döneminde de Likya’nın önemli piskoposluk merkezlerinden biri oldu.

 

 SAKLIKENT-TIOS

Saklıkent’e Fethiye-Antalya karayolundan Kemer ilçesi yönünde ayrılarak ulaşılıyor. Sapaktan 13 km sonra Tlos’a, 21 km sonra da Saklıkent’e ulaşılıyor. 
Seydikemer’in Antalya sınırında bulunan Saklıkent Kanyonu, kelimenin tam anlamı ile doğa harikası bir turizm merkezidir. Kanyonun binlerce yıl evvel jeolojik çatlama ile oluştuğu tahmin edilmektedir. Kanyonun uzunluğu yaklaşık 18 km, yüksekliği ortalama 200 ile 600 metre arasında değişmektedir. Bazı noktalarda kaya aralığı 2 metreye kadar daraldığından buralardan gökyüzünü görmek neredeyse imkansızdır.
Saklıkent Kanyonu’nda sizi ilk önce, müthiş bir şarıltı ile akan Eşen Çayı karşılar. Demir iskeleye döşenen tahta merdiven üzerinde yürüyerek kayaların altından fışkıran tertemiz kaynağa ulaşırsınız. Kanyonda coşkun suların üzerine kurulmuş ve yörenin kilimi ile yatıkların serildiği divanlarda oturabilir, ayaklarınızı buz gibi suda serinletirken, gözleme ve alabalık yiyebilirsiniz. İsterseniz kanyonda ilerleyerek gizli cennetlerle buluşabilirsiniz. Huzurun ve heyecanın aynı anda yaşadığı bu nadide mekanın sularında rafting yapabilirsiniz.
Saklikent
 Saklikent, meaning "hidden city" in Turkish, is around 50km from Fethiye in the Mugla province, and just a 20-30 minute drive from Kalkan. It is 18km long and 300m deep; one of the deepest canyons in the world. It was opened to the public as a national park in 1996 and it has since proven very popular with tourists. There is a small entrance fee per person, though this is normally included in the price you pay if you book it as a tour.
 
You can visit all year round, though between November and March, the water can get very high, so you would not be able to gain entry to walk through. 
From April onwards, when most of the snow from the Taurus Mountains has melted and passed through the gorge,  around 4km of the gorge is usually walkable. 
 
When you walk over the bridge to the entrance, the first thing that strikes you is the huge, 10 metre crevice in the rock. Then the vast sculpted walls towering high above and the sound of water rushing through the ravines. There is just one obstacle before you can walk through the gorge, and that is crossing the river. 
The fresh mountain water is notably cold and is often up to waist height over this 6-8 metre stretch of river, so be sure to wear clothes you don't mind getting wet. 
 
The water is very shallow in parts but deeper in others (not normally above the knee), depending on what time of year you visit. The gorge walls create all sorts of shapes as you look ahead of you, and if you have a camera, you will find plenty of photo opportunities on the way through. After you have walked for around 40 minutes, you will come to a waterfall, and if you want to go on further, prepare to get wet again!
 
There is also a swimming pool which is filled with river water (filtered first), this is a welcome respite from the heat of the summer and great for the children if you have some spare  time.   
 
River Rafting
 
For the more adventurous types, you can set off down the river in a ring raft.  They equip you with a large inflatable ring with handles and a paddle. 
Ensure you wear something you don't mind getting wet. With the longer route there is also an option to have a mud bath at the end so bear this in mind!
 
After a quick lesson by the river, each person gets into their ring, the gentle rapids sweep you away and off you go. 
The water is usually only about knee height although the current can be quite strong. 
The gentle rapids carry you down stream for about 30-40 minutes and you are accompanied by experienced guides along the way;- 
so if you get stuck there is always someone to help and point you in the right direction!
 
 
 
 
name="ctl00" method="post" action="Default.aspx?SayfaId=1904" id="ctl00">
name="ctl00" method="post" action="Default.aspx?SayfaId=1904" id="ctl00">

 

 

 

 

 

Lykia Saklı bahçe 

 

 

name="ctl00" method="post" action="Default.aspx?SayfaId=1904" id="ctl00">

Gemi Haberleri Web Sitesi: Denizcilik Sektörü Haberleri, Deniz Haber, Deniz Haberleri.

IMO haberleri ve kurallar. Marpol ve Solas Kuralları. Solas 2009 Türkçe

Marpol ve Solas hakkında en kapsamlı Türkçe içerik: Marpol Solas


Bu web sitesi Sayın Prof Dr. Mükerrem Fatma İLKIŞIK'ın tarafından güncellenmektedir.

MARPOL ve SOLAS Sözleşmelerinin Türkçeye çeviri izni Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından Prof. Dr. Mükerrem Fatma İLKIŞIK'a verilmiştir.

 

Web Sitesi Tasarım ve Programlama